Sarmaşıkların her dalına benzer şekilde çıkarları kesişmiş bir topluluk ile önemli bir coğrafi konumda yer almanın avantajlarını sonuna kadar kullanmayı kafasına koymuş bir ülkenin elindekileri masaya koyduğu ve hep yol ayırımlarının yaşanma tehlikelerinin atlatıldığı bir Aralık ayı daha gelip çattı. Türkiye'de yazdan kalma sıcak günlerin yaşandığı bir dönemde tıpkı havanın giderek soğuyacağının bilinmesi gibi Avrupa Birliği ile de ilişkilerin 2006 Aralık ayında soğuyabileceği 2005 Aralık ayı liderler zirvesinde çıkan kararlarla da biliniyordu. Aslında sanki benzer bir film sahnesini sürekli izliyor gibiyiz.Önce Aralık ayı başlarında birliğe üye ülkelerin Dışişleri Bakanları sert bazı mesajlar veriyor, yani hareket etmeye hazır trenin düdüğü öttürülüyor, bizler, "bizi almadan kalkamazlar" havasıyla uzaktan bakarken birden "ya blöf yapmıyorlarsa" diye telaşlanıp bir kaç adım attıktan sonra liderler zirvesinde sözde birkaç liderin araya girmesiyle ortam yumuşuyor ve zirve bittikten sonra kimin kazançlı olduğu tam bilinmeden Aralık ayı bitiyor ve yeni bir yıla başlıyoruz.
Avrupa Birliği projesine baştan beri olumlu bakan biri olarak bu yolun oldukça dikenli uzun bir yol olduğunu ve bu yol boyunca dikenlere takılan kollarımızın ve bacaklarımızın ülke olarak çok fazla kanayacağını, defalarca bıkkınlık verecek engellemelerle karşılaşacağımızı bilmeme rağmen, bırakın birliğe tam üyeliği, hazırlandığımız süreçte dahi Türkiye'nin geçirebileceği değişimi hayal ettikçe hep kalkıp yürümeye devam etmemiz gerektiğini düşünüyorum.Bu yazıyı yazarken birlik ülkelerinin Dışişleri Bakanları toplantısında sekiz başlığın askıya alınması ile ilgili karar alındığını biliyorum. Uluslararası politika, büyük çabayla uç uca eklenmiş domino taşlarının bir fiskeyle yıkılabileceği bir faaliyet olmaktan ziyade domino taşlarını üfürmeye çalışan rüzgarları engellemeye yönelik bir uğraş vermelidir diye düşünüyorum. Tabii ki vazgeçmek gibi bir seçeneğimiz var, hadi bunu seçelim de "oh be nihayet" diye bizi alkışlara boğacak bir masadan kalkıp, Güneş'in önce doğduğu fakat acıların hiç eksik olmadığı doğuya doğru dönelim yüzümüzü ve yıllar sonra çocuklarımıza bu günleri anlatabilelim...Saygılarımla..

0 yorum :

Yorum Gönder

 
Haftadan Kalanlar
Top