Her insan biraz yaşadığı coğrafyaya benzer. Bu Akdeniz ikliminin doğal bitki örtüsünün maki olması gibi bir şeydir. Organizmanızı ve duygularınızı doğup büyüdüğünüz coğrafyanın koşulları şekillendirir. Örneğin yerleşme alanınızdaki yanıbaşınızda duran bir dağ, bir akarsu, kavak ağaçları, yetişen çiçek türleri, mevsimler arasındaki zıtlık oranı çocukluğunuzdan itibaren yüreğinizde kabartma bir resim gibi izler oluşturur.

Sizin için yaşadığınız coğrafya akarsuyun, dağın, ağacın, çiçeklerin, mevsimlerin, toprağın nasıl olması gerektiğiyle ilgili bir tanım yapmıştır ve benliğiniz bu ezberle büyümüştür. Örneğin başında kar olmayan dağ dağ gibi değildir doğu insanı için veya kekik kokmuyorsa doğa, doğa değildir Akdeniz insanı için.
Bu nedenle göç acıdır. Yani "Doğduğum yer değil, doyduğum yer " der ya insan, aslında bunu söylerken bile yüreğinden doğduğu yerlerin alıştığı manzaralarını keşkelerle geçirir.

Yaklaşık on beş yılını doğduğu yerde geçirmiş bir kişi gittiği yeri ne kadar benimsese de rüyalarında hep başucundaki yüksek bir dağın, çağlayıp akan bir akarsuyun, ilkbaharda etrafı süsleyen çiçeklerin görüntüsü vardır. Kıyı insanları denizi, karasal bölge insanları ise bir akarsuyu birbirleriyle hiç bir zaman değiştirmezler hayallerinde.

Bir rüzgarda incir ağacı şarkı söylemişken Ege insanına, Doğu insanı kavak ve söğütlerin fısıldadığı şarkılarla büyümüştür. Bir Karadeniz insanına ahşap evde geçirdiği çocukluk günlerinin tahta kokan kokusunu büyük kentlerin beton evlerinde yaşatamazsınız.

Saygılarımla...
UYANMAK İSTEMEYECEĞİN BİR SABAH OLACAK
Uyurken köylüsün,
rüyaların serin havaların
ve serin suların üzerinde gezinir.
Doru atlar kişner hayallerinde.
Çiçekler ve çimenlerin kucağında,
en bitmez coşkusunu yaşarsın yaşamın.
Sonra
an şehir sabahıdır, gün ağarır.
Ne rüyaların ne de hayallerin kalır.
Ayakta kalma savaşının gerçeği ile,
çarkına takılırsın şehir girdabının.
Bir gün,
uyurkende şehirli olursun.
Rüyaların ve hayallerinde....
Ali ihsan Konuklu

0 yorum :

Yorum Gönder

 
Haftadan Kalanlar
Top