İstanbul sabah gün yeni ağarırken beyaz gelinlik içinde yaşayanlarına bir gelin gibi uzatır yanağını her gün hoyrat okşayışlarımızı unutup, belki bu gün eski beyoğluna çıkanlar gibi saygılı davranıp kaldırımlarına, boğazlarını yırtarcasına balgam toplayıp tükürmezler diye ve kıyamayıp mavisine denizinin çöp alanları yaratmazlar derinliklerinde ve yıllardır alıştıkları şarkılarını söyleyen martıların sesini bastırmaya çalışmaz kalabalıkların sesi diye gülümser yarı tedirgin yaşadıklarından öğrendiklerinin korkusuyla. Günün başlamasıyla yayılmışken bizler caddelerine sokaklarına hiç hoşuna gitmeyen sevmelerimize katlanıp her akşama bir dişi dökülmüş yaşlı bir kadın gibi girer... Saygılarımla...
İstanbul' u İstanbul kadar öyle
sevmek sonra öpmek yanağından
kalabalığın içinde öksüzlüğünü
unutturmak inadına balık ekmek yiyip,
eski galata köprüsünde yürümek
ve çınar altında bir çay içip
sahafların resmini çekmek
güleç bakışlarımızla
ve sonra hey,
bir hemşeri sıcaklığıyla öyle
elinden tutmak bakmak gözlerine,
ılgıt yorgunluğunu indirmek
gözkapaklarından
ve atışını yüreğinin
alevlendirmek bir sait faik öyküsü,
veya orhan veli şiiriyle....
Ali İhsan Konuklu

0 yorum :

Yorum Gönder

 
Haftadan Kalanlar
Top