Bir an kendinizi bir ailenin yerine koyarak düşünün; üniversiteyi yeni bitirmiş evladınız hiç yoktan yoldan geçen birileri tarafından öldürülüyor. Yıllardır emek verdiğiniz, hastalandığında başucundan ayrılmadığınız, okuldan dönüşünü dört gözle beklediğiniz, geleceği için hayaller kurduğunuz biricik çocuğunuz sonbaharda düşen yapraklar gibi düşürülüveriyor yaşamdan. Bunun gibi kaç örnek, toplumun sağır ve dilsiz, gürültülü ve vurdum duymaz kalabalıklarından ayrılıp kurban alınıyor.
Sonra tolumsal bir şok, "asalım", "keselim" feryatları, "katil doğanlar" filmiyle, xyy kromozom yapısıyla bağlantı kuranlar. Bu arada gerçek yaşamın izledikleri televole programı gibi olmadığı realitesi ile hafif sarsılanlar. Ne kadar beklemediğimiz, ummadığımız şeyler oluyor öyle değil mi? Oysa:
-Ailelerimizde çocuklarımızı sevginin ne kadar önemli bir değer olduğunu yaşatarak öğretiyoruz.
-Çocuklarımıza hediye olarak silah yerine bir satranç takımı alıyoruz.
-Baba sert ve kaşları hep çatık olur imajı yerine gülümseyen bir yüz ifadesi takınıyoruz.
-Evlerimizde çocuklarımıza birey olma, kendini kanıtlama, söz söyleme şansı tanıyoruz.
-Düğünlerimizde havaya güller atıyoruz.
-Çok fazla çocuk sahibi olmanın onları ruhsal olarak yetiştirmede çok büyük zorluklar oluşturacağını çok iyi biliyoruz.
-Sokak çocuklarını belli merkezlerde toplayıp, onları yaşama kazandırmaya çalışıyoruz.
-Çocuklarımıza eğitimli, kültürlü insanları örnek olarak gösteriyoruz.
Buna rağmen xyy kromozomu bu çocukları "katil doğanlar" yapıyor, ne yapalım yani mi diyoruz. Lütfen bir küçük çocuk gözünüzün önüne getirin, bir küçük çocuk neye benziyor sizce? Bir katile veya hırsıza mı veya ailenin, toplumun vereceği her türlü beceriyi, bilgiyi almaya hazır bir boş video kasedine mi? Unutmayalım ki dünün çocukları kasetlerine aldıkları filmlerde bu gün kendileri rol alıyorlar. Lütfen onların kasetlerine güzel şeyler yüklemeyi toplumca artık başaralım. Saygılarımla....

0 yorum :

Yorum Gönder

 
Haftadan Kalanlar
Top