"Uzak", "Kasaba", " Mayıs Sıkıntısı " ve şimdi " İklimler ". Uzun zamandır Nuri Bilge Ceylan adında bir sinema üstadı bir şeyler yapıyor, bir fotoğraf sanatçısı gibi her sahneyi kazıyor beynimize ve filmlerinde görsellik ve durgun akan konular bir dinginlik oluşturuyor karanlık sinema salonlarında.

Kimse bağırmıyor, kimseler ateş etmiyor, kan oluk oluk akmıyor fakat işlenen konunun ve görüntülerin gerçeklikleri ile adamakıllı bir sinema şöleni duruyor karşınızda. İkimlerde bir kaç dakika aynı sahneyi izliyorsunuz, Bahar (Ebru Ceylan), İsa (Nuri Bilge Ceylan) uzun uzun yakın çekimle geliyorlar karşınıza yavaş yavaş değişen mimikler, önem verilmiş küçük ayrıntılar müzikle birleşince her sahne şiirsel bir akıcılığa kavuşuyor ve sıkılmadan zevkle izliyebiliyorsunuz.
İklimler filminin konusu insan ruhunun belli iklimleri olduğu teması üzerine kurulmuş ve bu durum yaşanılan mevsimlerle çok iyi birleştirilebilmiş, Kaş'ın sıcak ortamında iki insanın üzerinde taşınamayacak kadar ağılaşmış bir ilişki Ağrı'nın yalnız, kendini doğanın kollarına emanet etmiş coğrafyasında bir kış mevsiminde vazgeçilmezliğe dönüşebiliyor. Ağrı'nın üzerine lapa lapa kar yağarken küçük bir otelde geçirilen bir geceden sonra Bahar ve İsa yine kendi iklimlerine dönüyorlar. Bir büyük kentin, yaşanmışlıklarının alıştırdığı gerçekte soğuk iklimlerine.
Avrupa'nın hemen farkına vardığı ve ödüllere boğduğu Nuri Bilge Ceylan filmlerinin seyircimizden aldığı desteğe gelince; bir bayram günü yeni vizyona girmiş diğer iki filmin gişeleri önünde uzun kuyruklar oluşurken "İklimler" seyircisi olarak yaklaşık on onbeş izleyici olduğumuzu belirtmek isterim. Başka bir yorum yapmadan sinamadaki koltuğumdan kalkıyor ve "İklimler" filmine emek verenleri alkışlıyorum.

Saygılarımla...

0 yorum :

Yorum Gönder

 
Haftadan Kalanlar
Top