Hepimiz iç dünyamız ile hesaplaşırken iyi bir insanın, iyi bir Dünya vatandaşı olmanın meziyettlerinin ne olabileceği ile ilgili düşünceler oluşturmuşuzdur. Bu düşünceler çerçevesinde her yaş merdivenini çıkarken ardımızda nasıl bir manzara bıraktığımıza dönüp bakarız, çünkü bana göre her insanın yaşamı boyunca iyi veya kötü bir izi olur.
Kemalettin Tuğcu adı hiçbirimize yabancı gelmiyor sanırım. Daha doğrusu 1940 ile 1980'ler arasında bir döneme denk düşüp onun kitaplarıyla büyüyenlerin çok iyi hatırladıkları ve hatta çoğunlukla bir vefa borcuyla andıkları bana göre çok önemli bir yazarımızdır.Bir dönemin çocuklarına sevgiyi, doğayı, dayanışmayı, insanı, okuma sevgisini az sayfalı fakat yaptıklarıyla çok büyük, kitaplarıyla vermeyi başarmıştır. Değerli sanatçımız Yılmaz Erdoğan "Sevebilme ihtimali" adlı şiirinde ;
"Bizim Kemalettin Tuğcu`larımız vardı...
Bir de camların buğusuna yazı yazma imkanı..."
derken o dönemleri çok güzel vurgulamıştır. "Küçük Adamlar, Eskici Baba ,Altın Bilezik, Kimsesiz Adam, Yuvadan uzak, Anasının kuzusu" benim hemen hatırladığım kemalettin Tuğcu kitaplarından bir kaçı sadece. Bu kitaplarında bir kış günü yoksul bir evin içinde ki güçlükle yakılmış bir ateşin alevinin önemini hissedebileceğiniz gibi yapılmış bir iyiliğin insan ruhunu okşayan güzel yanı da insan böyle olmalı dedirtecek şekilde küçük yüreklere kazınabilmiştir. Yeğeni Nemika Tuğcu Milliyet'in bir pazar eki bölümünde "Amcam yaşasaydı tinerci çocukları kurtarırdı" demişti. Bence de kurtarırdı çünkü yazdıkları ile bir çocuğun iç dünyasında iyi bir insanın mühendisliğini yapabilen bir yazardı. Rahmetle anıyorum. Saygılarımla....

0 yorum :

Yorum Gönder

 
Haftadan Kalanlar
Top