Bir an gözlerinizi yumarak soğuk bir yılbaşı akşamı bir kaç arkadaşınızla birlikte bir teneke içinde yaktığınız ateşin etrafında ateşe uzattığınız, bir annenin ve babanın sevgi ile tutmadığı ellerinizi ısıtmaya çalışarak, yeni yıla hazırlanan insanların attığı sevinç çığlıklarını dinlediğinizi düşünün. Hiç hediye almamış, hiç yeni yıl şarkısı söylememiş, hiç "Nice yıllara" dileğini duymamışlığın yabancılığı ile başka dünyaları izler gibi şehrin çılgınca eğlenen kalabalıklarına öyle bakakaldığınızı düşünün. Gazetelerde boy boy yılbaşı akşamı çok rahatsız olmadan nasıl yemek yeneceği ve nasıl içki içileceği ile ilgili tavsiyeler verilirken cebinizde kaybetmemek için sıkı sıkıya tuttuğunuz bir ekmek parasının yarın belki hiç olmayacak kıymetli varlığını düşündüğünüzü ve yine gazeteleri üstünüze örterek, sizin için diğer günlerden hiç farkı olmayan 31 aralık gününden 1 Ocak gününe geçişin sıradanlığı içinde uyumaya çalıştığınızı ve atılan her havai fişeğin aydınlattığı kentin karanlık sokağında bir yıl daha sokak çocuğu kalmanın dayanılmaz geçiş saatleri içinde giderek yaklaşan; kimsesizliği, çaresizliği kullanma uzmanlarının karanlık dünyalarına girmekten başka yolunuzun kalmadığını görmenin gündönümünü yaşadığınızı düşünün.
Tabii ki yeni yıl kutlamak,eğlenmek,dans etmek her insanın hakkıdır.Yukarıda bir kentde yaşanması muhtemel bir yaşam için anlattıklarıma bakarak bu konuda karşı bir tavrım olduğu düşünülmemelidir. Ben sadece bu yılbaşı eğlenirken insanlarımızın dışarıda kendilerinden bir yıl daha uzaklaşacak genç, gerçekten kendileri için bir şeyler yapılabilecek; henüz tiner koklamadan, hırsızlık yapmadan, kapkaça bulaşmadan sokaktan kurtarabileceğimiz çocukların, gençlerin varlığını hiç olmazsa bir yılbaşı günü onlar bir yaş daha büyümeden hatırlayalım diyorum ve saatler tam 24.00' ü gösterirken yiyeceklerimizle onların ısınmak için yaktıkları ateşin yanında olalım diye öneriyorum. Ne dersiniz?...

0 yorum :

Yorum Gönder

 
Haftadan Kalanlar
Top