Bir roman yazdığınızı düşünün; günlerinizi yazacağınız eser için harcamışsınız, belki geceler boyu uyuyamamışsınız, bazı günler bir kelime için yüzlerce kağıt buruşturup atmışsınız çöpe, yani üzerinde alnınızın teri olan eseriniz ömrünüz kadar önemli sizin için; buraya kadar söylediklerim için kendinizi bir romancının yerine koyup bir düşünün, bir şey yok değil mi? Sonra oluşturduğunuz, üzerine sakındığınız romanınız dizi film yapılsın, bunda da bir şey yok hatta bir eserin ve yazarının tanıtılması için bulunmaz bir ortam denebilir fakat bir eserin özgünlüğünü bozup, sırf daha fazla bölümlü dizi yapmak için lastik gibi uzattıkça uzatıp, romana yeni dünyalar eklediğiniz zaman iş değişir; romanın içeriğine,yazarına saygısızlık olduğu gibi Edebiyat dünyasına da saygısızlık olmuş olur.

Tabii, bu ünlü romanlar böyle bir senaristin hayalleri ile bu şekilde değiştirilirken telif sahipleri izin vermiş olabilirler fakat dikkat ediyorum bu tür diziler hep yazarı hayatta olmayan romanlar seçilerek yapılıyor. İnancım şu ki bu romanların yazarları hayatta olsa özgün romanlarından kendilerine göre yepyeni bir roman yaratmaya çalışanları sopayla kovalarlardı çünkü telif sahipleri bir yazarın romanını hangi duygularla yazdığını nereden bilecek,belki de ne gelirse kardır düşüncesi ile sözleşmelere atıyorlardır imzayı, bu durumda da "Alan razı veren razı, sana ne oluyor kardeşim" diyebilirsiniz, belki de haklısınız....

0 yorum :

Yorum Gönder

 
Haftadan Kalanlar
Top