Artist filmi oskar için bir çok dalda aday gösterilince; "Tamam sinemanın ölüm çanları çalmaya başladı" diye düşünmeden edemedim. Kızmayın:) açıklayayım; eğri oturup doğru konuşalım Dünya genelinde kaç kişi artık bir filmi sinemada izliyor? Soruma kendim cevap vereyim, benim gibi hala emek verildiği için ve de sinemada film izlemenin tadı bambaşka olduğu için sinemayı tercih eden nesli tükenmeye yüz tutmuş izleyicilerin dışındakiler daha çok evlerinin konforunda bedava internet üzerinden film izlemeyi tercih ediyor maalesef. Bu yeni akımı sadece 3d tarzı filmler biraz kırıyor gibi fakat pc ler geniş ekranlı gelişmiş tv lere bağlanınca bu farkta hemen hemen ortadan kalkıyor. Durum böyle olunca da sinema sektörü artık büyük film projeleri ile pek uğraşmamayı tercih ediyor ve maalesef bu durum olumsuz şekilde gelişmeye devam edecektir. İşte Artist filmi de böyle bir dönemde sessizleşen sinemanın sanki  sembolü olacak bir  film;
Siyah beyaz, sessiz ki bu halleri ile geçmişi çok özlemeye başladığımız bu hızlı teknoloji çağında kulağımızdan tutup koltuğa perdenin karşısına bizi oturtmayı başarabiliyor, oyuncular çok iyi fakat film harika işler yapıyor diyebilmek oldukça güç, bir Charlie Chaplin filmini izlemek daha ilginç olurdu diye düşünüyorum.
Efendim sesli sinemaya geçilecektir, bizim esas oğlan sessiz kalmayı tercih eder, bunalıma girer, hiç konuşmaz olay sessiz sinema olduğu için diyalogları biz de duymayız (Biz niye duymuyorsak) esas kız (Bir zamanlar esas oğlan tarafından bir filmde figüran olarak işe alınması sağlanmıştır.) "Ben sessiz kalmayacağım arkadaş, konuşarak rolümü yapacağım" der ve neon ışıkları ile yazılmış afişleri süslemeye başlar fakat bu arada Vefa'nın İstanbul'da bir semt olmadığını düşünerek esas oğlanı bunalımından çıkarmaya çalışır, hepsi bu. Artist filmine sinemanın giderek sessizleştiği bu gerileme döneminde oskar heykelcikleri dilerim...

0 yorum :

Yorum Gönder

 
Haftadan Kalanlar
Top