Sürekli yazdığı film senaryoları reddedilen Metin'in dünyasına bir barda tesadüfen giren Duygu'nun ilk seslenişidir. “Sevişmek yok” ve de çocukluğunda saklambaç oynarken bulanamama korkusunun yerini bulunma almıştır, artık sobelenme korkusuyla yaşamaktadır bu nedenle Metin tarafından sobelenmeyi uzun zaman kabullenemez çünkü ölüme yaklaştıran ve toplumun kabullenemeyeceği, seveceği insanı da beraberinde öldürecek bir hastalığı vardır.ve İncir reçelini de yaşamın tadının yerine koymuştur.  

İncir Reçeli, keskin anlatımlarla toplumun bakış açısını sorguluyor, insanların var olan güzelliklerin farkına varmasına vesile oluyor ve aşkın, dokunmanın hatta dokunamamanın nasıl bir şey olduğunun altını çiziyor kalın çizgilerle.
Bir film her zaman anlattığı konudan ziyade nasıl anlattığı ile dikkatimi çekmiştir. Bence Yönetmen Aytaç Ağırlar muhteşem bir iş çıkarmış, bir nevi duyguların resmini çekmiş bu filmde yani filmin sesleri dahi olmasa oyuncuların yürekleri ile vermek istediklerini görüntüler koşarak vermeye başlıyor. Film eleştirisi yazarken genellikle sahnelerden bahsetmekten uzak kaçarım fakat sonlara doğru Duygu ile Metinin hastahane bahçesinde ki görüşmesine, Metinin önyargılarını yıkan bir gerçeği öğrendikten sonra İstiklal caddesinde ki yürüyüş sahnelerine dikkat edin derim.  

Oyuncularda genel olarak çok iyi; Sezai Paracıkoğlu (Metin) gerçekten rolünün hakkını çok iyi vermiş. Melike Güner (Duygu) ise yapmacık sevinme rolünü biraz abartmış olsa da filmin bütünün de olması gereken havayı vermiş diyebilirim.  

0 yorum :

Yorum Gönder

 
Haftadan Kalanlar
Top