Toplumların gelişim sürecine baktığınızda çağa uyum sağlamış, bu yönde bireylerini, sistemlerini yönlendirmiş toplumların geliştiğini görüyorsunuz. İlk yerleşik topluluklarda bireyin fiziksel olarak güçlü olması hem ekonomik faaliyetin kolay yapılmasını ve hemde topluluğu, yapılan faaliyeti çevre saldırılarından korumak için gerekliydi. Bu nedenle birey sayısının fazlalığı bir avantaj yaratıyordu.

Günümüzde ise koşullar artık bireyin fiziksel gücünden ziyade beyinsel üretkenliğinin daha önemli olduğu ve daha da önemli olacağı bir sürece doğru gitmektedir. Dünya artık sanayi çağını da geride bırakıp yoğun teknolojik değişimlerin yaşandığı bir çağa adım atmıştır. Bilgisayarların hızının giderek arttığı bu çağda artık adımlar daha büyümektedir. Yani artık nereden bakarsanız bakın nüfusun nicelik yapısından ziyade niteliğinin önem taşıdığı ve daha da belirgin olarak taşıyacağı bir döneme giriyoruz.

AB' nin kapısına dayanmış ülkemizde, şeker toplayan çocuklar nedeniyle apartmanlarımızın susmayan zilleri ve çocukların gerçekten perişan halleri bir kez daha şunu gösteriyor ki hızla çoğalıyoruz; gelirine göre binde 2 civarında olması gereken nüfus artış hızımız maalesef hala binde 18 civarında. Okur yazarlık durumunda ilk okul mezunu nüfus ilk sırada yer alıyor, nüfusun gazete veya kitap okuma oranı oldukça düşük, gençlerin büyük çoğunluğu futbolcu, ses sanatçısı olarak köşeyi dönmenin hayalleri peşinde, bireyler kalabalık ailelerde karınları doysa bile psikolojik olarak kendilerini tamamlayamamanın eksikleri ile başlıyorlar toplumsal hayata ve gazetelerin 3. sayfaları bir birinden ilginç haberlerle dolup taşıyor. Sizce yaşadığımız bir çok olumsuzluğu gidermek veya en aza indirmek için en başa yerleştirmemiz gereken çözüm yolu etkin bir nüfus planlaması değil midir? 
 
Haftadan Kalanlar
Top