Büyük bir şirketiniz var, deyim yerindeyse tırnaklarınızla toprak taşıyıp, şirketi bu günlere getirmişsiniz fakat işler dallanıp budaklandıkça siz artık her işle ilgilenemez hale gelmişsiniz, ne yaparsınız? Batılı anlamdaki iş hayatında işin ehli yöneticiler bulunup iş paylaştırılır ve kurucu kişinin yükü böylece hafiflemiş olur. Gelişmemiş veya gelişmekte olan ülkelerde ise deneyimlerime ve gözlemlerime dayanarak söylüyorum, işler pek böyle gelişmez, tırnakların taşıdığı topraklarla kurulmuş şirketlerin büyük çoğunluğu yine tırnaktan birilerine emanet edilir çünkü onlar akrabadır, onlar hemşehridir; işi, işin sahibi gibi sahiplenirler düşüncesi hakimdir.

"Akıllı bir adam yalnız kendi tecrübelerinden, çok akıllı bir adam başkalarının da tecrübelerinden yararlanır. " der bir çin atasözü, aslında işi bilmeyen bir akaraba veya hemşehriyi tıkır tıkır çalışan bir şirketin başına getirmenin olumsuzluğu hemen bağırmaz çünkü daha önce oluşturulmuş bir iş sistemi vardır ve bir süre bu sermayeden yenildiği için sanki herşey çok iyi gidiyormuş gibi görülür. İşi bilmeyen akaraba ve hemşehri yöneticinin ilk yapacağı şey kendisininde bir şeyler yaptığını ispatlamak için işleyen dişlilerin bir kaçında değişiklik yapmaktır. Bu değişiklikler zamanla şirketin düzenini bozar ve artık sona gelindiğinde çok geçtir.

"Bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri oluşuyorsa o yerde güneş batıyor demektir." der bir başka çin atasözü, küçük insanlara büyük gölge imkanı veren iş sahipleri kendi şirketleri içindeki büyük insanların da gölgelerini bu insanlar sayesinde giderek küçültürler, insanlar iş yapmak yerine bu tür akrabaların veya hemşehrilerin suyuna gitmeyi tercih eder.
 
Haftadan Kalanlar
Top