Bizim yerli dizilerimizin genelinde zenginlik vardır; lüks arabalar,lüks evler bir resmi geçit gibi garibanın evinin televizyonuna gönderilir ve garip bir şekilde böyle dizileri izleyen gariban izleyici bu görüntüler ile sanki doyar, birinin bir yoksul dizisi ile kendisine ayna tutmasını pek tercih etmez. 
Bu nedenle Kayıp şehir dizisinin işi bence biraz zor; dizide uzun zamandır yapılmayan bir şey yapılıp büyük kentlere gelen insanların geçirdiği sıkıntılı süreç ilginç ayrıntılar ile veriliyor, büyük kente karşı küçülmüş bir ev ve insanların çaresizliği bütün ağırlığı ile bağırıyor adeta; ailenin annesi Meryem bu havayı çok iyi hissettiriyor Ahmet Mekin varlığı ile bile diziye renk katıyor fakat ilk bölüm de bazı şeyler de çok sırıttı; ailenin çocuklarının bir bölümü sanki Paris'ten İstanbul'a gelmişler gibi rahatlığa sahiptiler özellikle futbol peşinde koşan İrfan rolü çok abartı içeriyor gibi geldi bana. Yani tabii ki büyük kente kalkıp gelen herkes süklüm büklüm kişilik yaşamaz fakat bu kadar da sanki hayatı İstanbul'da geçmiş gibi olmaz

 
Haftadan Kalanlar
Top