1970 li yılların başında hatırlıyorum da yaşadığımız kasabada bir adam kardeşini öldürmüştü ve bu ölüm dilden dile anlatılırdı. Ne zaman bu ölümden bahsedilse her kese çok ağır gelirdi çünkü kasabalı bir hastalıktan veya ömrünün dolmasından başka ölümsüz gibiydi.
Ülke genelinde de benzer durum geçerli gibiydi ya iletişim gelişmediği için biz çok şey duymuyorduk ya da gerçekten çok az cinayet ya da kaza sonucu ölüm oluyordu.Sonra sağ-sol, Maraş,Çorum,Malatya olayları derken değişik bir toplumsal örtü oluşmaya başladı; kardeşin kardeşi,komşunun komşuyu gözünü kırpmadan öldürdüğü bir süreç yaşandı 1980 sonrasında ciddi bir geçmişe dönük öz eleştiri yapan toplum yaşama kaldığı yerden devam ederken aslında artık çok farklıydı bir nevi masumiyetini yitirmişti; her gün duyduğu korkunç olaylarla sürekli çeliğine su vererek daha bir katılaşmıştı ve toplum tam bu tramvayı üzerinden atmaya çalıştığında pkk süreci başladı ve artık ölüm on binlerle ifade edilir hale geldi, garip bir şekilde bu süreçte kanser gibi daha önce çok fazla duymadığımız bir hastalıkta bütün korkunçluğu ile toplumun üzerine çökmeye başladı ve Orta doğu bu süreçle kol kola binlerce on binlerce insanın öldüğü, ölülerin caddelerde üst üste görüntülendiği korkunç görüntülerle kararan dünyamıza katıldı.

Bir eğitimci olarak birey ve toplum psikolojisi hakkında az çok bilgim vardır ki yapacağım tahlil için bu dahi gerekmiyor; bu denli masumiyetin yitirildiği,ölümün kanıksandığı, yüreklerin çeliğine su verildiği, ölümün yasının dahi sağlıklı yaşanmadığı toplumsal ortamımız maalesef hiç de sağlıklı sonuçlar yaratmayacaktır.

 
Haftadan Kalanlar
Top