Filmi izlerken önce “Yahu burası gerçekten Kapadokya mıdır?” diye sormadan edemiyorsunuz çünkü sinemanın geniş sahnesinden en iyi ressam tar
afından yapılmış gibi tablo görüntüler adeta sizi içine çekiyor; Kış mevsiminin sesini duyuyorsunuz görüntülerle. “Mayıs Sıkıntısı” filmi ile Nuri Bilge ceylan’ın doğayı adeta konuşturan bir yönetmen olduğunu biliyoruz da bir de bu senfoniye Haluk Bilginer katılmış ki sormayın gitsin; Kapadokya’dan Dünya alemi eleştiren bir aydın olarak Aydın bey karakterini adeta beyinlere kazıyan bir rol çıkarmış ortaya, sanki tek başına giden bir rüzgar gibi diğer rol arkadaşlarını yanına alıp gitmiş, hani bir aktör hayatının rolünü oynar ya işte öyle bir şey. Yani Nuri Bilge Ceylan’ın eskiden durağan görüntülerle anlattığı film ruhunun bir nevi sesi, mimikleri olmuş. Hani bazı sanatçıların “Ben paramı kazanırım, bana ne mesaj falan” demelerinin aksine Nuri Bilge Ceylan Aydın bey karakterine yani Haluk Bilginer’e öyle bir rol biçmiş ki sözcükler Aydın bey’in içinde olduğu ruh hali adeta bulunduğu yerden kuş bakışı herkesi eleştiren aydınların suratını okşamış sert bir kış rüzgarı gibi, kendini rahatlatmak için yapılan yardımseverliğin gizli dehlizlerine girilmiş. Özetlemek gerekirse Nuri Bilge Ceylan bir kez daha insanı masaya yatırıp “Bak bu zavallılığınız, bu iyi yanınız” diye kadavradan çıkardığı her parçayı müthiş görsellik için de insana göstermeyi bilmiş.
 
Haftadan Kalanlar
Top